|
ALEVİLİĞİN BİLİNEN VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ
|
|
HAZRETİ MUHAMMED'in DİLİNDEN HAZRETİ ALİ; Selman-ı Farisi'den naklen, Resulullah (saa) şöyle buyurdu: (Künte enâ ve Ali nuren beyn yeddillâh kable en yuhlika Âdem bi elf êm, felemmâ halakallâhu Âdem, rekkebe zâlik en-nur fi sulbihi, felemme yezile şey vâhid, hattâ ifterika fi sulbi Abdülmüttalib, fefiyyi en-nübüvvet ve fi Aliyyen el-hilâfet)
Meali: "Ben ve Ali, Adem yaratılmadan bin yıl önce, Allahın elinde onu tesbih ve takdis eden bir nur idik. Allah Adem'i yarattıktan sonra o nuru Adem'in sulbüne verdi, böylece bir sulpten gele gele Abdülmüttalip'te ikiye ayrıldı. Bende peygamberliğe, Ali'de ise halifeliğe ayrıldı"
Kaynak:
1) İbn-i Hacer el-Askalani'nin "Lisan'ül Mizan" c.2, s.229; c.6, s.377
2) Sıbt İbn-i Cevzi'nin "Tezkiret Havas ul Eimme" s.52
3) el-Zehebi'nin "Mizan'ül İtidal" c.1, s.235 Hadis No: 1904
4) el-Künci eş-Şafii'nin "Kifayet üt-Talib" Bab: 87, s. 315
5) Menakıb-ı Meğazeli s.88, Hadis No: 130
6) Ahmet bin Hanbelin el-Fedail kitabı Fedail Emir ul Müminin bab-ı Hadis No
2-Ümmü Seleme den naklen, Resulullah (saa) şöyle buyurdu: (İnnallâha ihtare min külli ümmetin nebiyyen ve ihtâre likülli nebiyyin vasiyyan, feenâ nebiyyü hâzihil ümmet, ve Aliyyin vasiyyi fi itreti ve Ehlibeyti ve ümmeti min ba'di)
Meali: "Allah her ümmetten bir peygamber seçti ve her peygambere bir Vasi[6] seçti. Ben bu ümmetin peygamberiyim, Ali de soyumda, Ehli Beyt-imde ve ümmetime benden sonra vasimdir"
Kaynak:
1) el-Hamvini eş-Şafii'nin "Feraid es-Simtayn" c.1, s.272, Hadis No: 211
2) Menakıb-ı Hüvarezmi el-Hanefi s.147, Hadis No: 171 3-Hz.Ali'den naklen, Resulullah (saa) şöyle buyurdu: (İnnalâha te'âlâ ce'ala likülli nebiyyin vasiyyin, ce'ala Şis vasiyyi Âdem, ve Yuşa vasiyyi Musâ, ve Şem'un vasiyyi İsâ ve Aliyyen vasiyyi, ve vasiyyi hayr'ül avsiyâ, enad dâi ve hüvel mudi)
Meali: "Allahu Teala her peygambere bir Vasi kıldı: Şit'i Adem'in vasisi kıldı, Yuşa'yı Musa'nın vasisi kıldı, Şem'un'u İsa'nın vasisi kıldı, benim vasim de Ali'dir. Benim vasim, vasilerin en hayırlısıdır, ben davet edici, Ali de aydınlatıcıdır."
Kaynak:
1) es-Seyyid Muhammed Salih et-Tirmizi'nin "el-Kevkeb üd-Dürri" s.118
2) Süleyman el-Kunduzi nin "Yenabi'ül Mevedde" s.248
3) es-Seyyid Ali eş-Şafii el-Hamadani Meveddet ul Kurba
4) Enis Emir'in "Fazilet-i Ehl-i Beyt-i Resulullah" s.351
5) Yunus Ramadan in Buğyetüt Talibs.101, Beyrut Bas.
4- Ayşenin kölesi Rafiden naklen, Resulullah (saa) şöyle buyurdu: (Âdellâhu men âde Aliyyen)
Meali: "Ali'ye düşmanlık edene Allah düşmanlık etsin"
Kaynak:
1) İbn'ül Esir'in "Üsd'ül Gabe" c.2, s.154 Hadis No:1589 Mısır bas.
2) el-Askalani'nin "el-İsabe fi Temyiz es-Sahabe" c.2, s.373, Hadis No: 2560
3) el-Müttaki el-Hindi'nin "Kenz'ul Ummal" c.6, s.152 ve Müntahab ul Kenz c.5, s.32
4) el-Münavi'nin "Künüz el-Hakaik" c.2, s.10
5) el-Suyuti'nin "Cami us-Sağir" c.2, s.110
6) en-Nebehaninin ;el-Fethül Kebir c.2, s.221, Mısır bas.
5-An Câbir bin Abdullâh el-Ansâri radiyallâhu anhümâ kâle: Lekad semitü Resulallâhi sallallâhu aleyhi ve âlihi ve sellem yekulü fi Aliyyün hisâlün lev kenet vâhidetün minhe fi recülin ektefi bihâ fadlen ve şerefen.
Kavlühü Sallallâhu aleyhi ve âlihi ve sellem:
Men küntü mevlâh fealiyyün mevlâh
Ve kavlühü:Ali minni kehâruna min Musâ
Ve kavlühü:Ali minni ve enâ minhü
Ve kavlühü:Ali minni kenefsi, tâatühü tâati, ve mesıyatühü masiyeti
Ve kavlühü:Harbü Aliyyin harbüllâh, ve silmü Aliyyin silmullâh
Ve kavlühü:Veliyyü Aliyyin veliyyullâh, ve adüvvü Aliyyin adüvvullâh
Ve kavlühü:Aliyyin hüccetüllâhi alâ ibâdihi
Ve kavlühü: Hübbu Aliyyin imân, ve buğduhu küfür
Ve kavlühü:Hizbu Aliyyin hizbullâh, ve hizbu adâihi hizbüşşeytân
Ve kavlühü: Ali meal hak velhak me Ali, lâ yefterikân
Ve kavlühü:Aliyyin kasiyml cenneti ven nâri
Ve kavlühü:Men fâreka Aliyyen fekad fârekani, vemen fârekani fârekallâh
Ve kavlühü:Şiatü Aliyyün hümül faizune yevmel Kıyâmeti
Meali: Cabir bin Abdullah el-Ansari dedi ki: Resulullah (saa)'ın İmam Ali hakkında buyurmuş olduğu bir takım hasletler duydum ki, onlardan biri bir şahısta olsaydı ona fazilet ve şeref olarak yeterliydi (O hasletler) Resulullah (saa)'ın bu buyruklarıdır:
Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.
Ali benden Harunun Musaya olan konumundadır.Ali benden, ben de ondanım.
Ali benden, nefsim gibidir. Ona olan itaat bana itaattir, ona karşı asi olmak bana karşı asi olmaktır...Alinin savaşı Allahın savaşıdır. Alinin barışı Allahın barışıdır..
Alinin dostu Allahın dostudur. Alinin düşmanı Allahın düşmanıdır.......
Ali, Allahın yaratıklarına olan hüccetidir.....
Aliyi sevmek iman, onu buğz etmek küfürdür.....
Alinin tarafı Allahın tarafıdır, Alinin düşmanlarının tarafı da Şeytanın tarafıdır......
Ali hakladır, hak da Aliyledir. İkisi birbirinden ayrılmazlar.....
Ali Cennet ve Cehennemin bölüştürücüsüdür.
Aliden ayrılan benden ayrılmıştır, benden ayrılan da Allahtan ayrılmıştır..Alinin şiası (yandaşları) Kıyamet Gününde kurtulmuş olanlardır..
Kaynak:
1) el-Kunduzi el-Hanefinin "Yenabi' ul Mevedde" s.55-56
2) et-Tüsterinin ;İhkakul Hak; c.5, s.43; c.4, s.287
3) el-Behraninin Gayetül Meram
4) Yunus Ramadanın Buğyetüt Talib,s.135, Beyrut Bas.
Hz. Ali'nin Emir'ül Müminin olduğu gün
99. Hüzeyfe'den, Resulullah (saa) şöyle buyurdu: (Lev ya'lem ün-nâsü metâ sümmiya Ali Emirülmümin lemâ enkerü fedâyilhü, sümiye bizâlike ve Âdem beyn er-ruh vel cesed ve hiyne kâle: Âlestü birabbiküm, kâlü: Belâ. Fekâl Allâhü te'âlâ: Enâ rabbüküm, ve Muhammed nebiküm, ve Ali Emirüküm)
Meali: "İnsanlar, Ali bin Ebi Talib'in ne zamandan beri 'Emir'ül Müminin' olarak adlandırıldığını bilselerdi, onun faziletlerini inkar etmezlerdi: Adem, ruh ve ceset arasındayken, Allah o zaman hazır bulunanlara şöyle buyurmuştu: Rabbinize inandınız mı? Hazır olanlar (Ruh alemi): Evet inandık (Kalü bela) dediler. Allah da onlara şöyle buyurdu: Ben Rabbinizim, Muhammed peygamberiniz, Ali de Emirinizdir"
Kaynak:
1) el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'ül Mevedde" s.238
2) Enis Emir'in "Fazilet-i Ehl-i Beyt-i Resulullah" s.348
Denizler tükenir Hz.Ali;nin faziletleri tükenmez
100. İbn-i Abbas, Mücahit, Ömer bin Hattab ve Said bin Cübeyrden naklen, Resulullah (saa) şöyle buyurdu: (Lev kânet'ül eşcâru aklâm, vel bahru midâd, vel cinnu hissâb, vel insu kittâb, mâ ahsu fedâilu Aliyyin bin Ebi Tâlib)
Meali: "Şayet ağaçlar kalem olsa, deniz mürekkep olsa, cinler hesap etse, insanlar da katip olsalar, Ali bin Ebi Talib'in faziletlerini sayamazlardı"
Kaynak:
1) İbn-i Osman el-Zehebi'nin "Mizan'ül İtidal" c.3, s.467
2) el-Künci eş-Şafii'nin "Kifayet üt-Talip" s.252
3) İbn-i Hacer el-Askalaninin "Lisan'ül Mizan" c.5, s.62, Haydar Abad bas.
4) el-Zehebi'nin "Tezkiret'ül Huffaz" s.8
5) Sıbt İbn-i Cevzinin Tezkiretül Havas,s.23 Müessetü Ehlil Beyt. Beyrut bas.
6) el-Hamvini eş-Şafii'nin "Feraid es-Simtayn" c.1, s.16 Beyrut Bas. Mukaddemesinde.
7) el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'ül Mevedde" s.121
8) Menakıb-ı Hüvarezmi el-Hanefi s.2
9) Emrutesrinin Ercahul Metalib s.11, 98 Lahur bas.
10) el-Hemedaninin ;Meveddetül Kurbas.55
11) Muhammed Miri el-Antaki'nin "Limaze ahtertü Mezhebe Ehlil Beyt" s.309
12) el-Bahraninin Gayetül Meram s.493
13) el-Hillinin Nehc'ül Hak ve Keşf'üs Sıdk,s.231
14) el-Hillinin Keşful Yakin s.22
15) İbn-i Şazan'in,Miet Menkıbe;s.110, Hadis No: 99
16) Yunus Ramadan'in,Buğyetüt Talib,s.423 Beyrut Bas.
17) Enis Emir'in "Fazilet-i Ehl-i Beyt-i Resulullah" s.454
18) Menakıb-ı Ahmet bin Hanbel
19) el-Tabaraninin Mucem
20) Nasır bin Ebil Mekarim el-Hüvarezminin Şerhül Mekamat
21) Cemaliddin Ataullah el-Herevi el-Arbaine Hadisen
22) ed-Deyleminin el-Firdevs.......................................
YUKARIDA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ ALEVİLERİN HZ.ALİ VE EHLİBEYT SEVGİSİNDE AŞIRI GİTTİKLERİ İDDİASI SÜNNİ ALİMLERİN ONAYLADIKLARI HADİSLER IŞIĞINDA HİÇTE GEREKSİZ VE DAYANAKSIZ OLMADIĞI MÜSLÜMAN OLMAK İÇİN HER İNSANIN HZ. ALİ VE EHLİBEYTİ EN AZ ALEVİLER KADAR SEVMEK ZORUNDADIR KENDİMİZDEN BİR ŞEY KATTIYSAK ALLAH BİZİ GÖRÜYOR VE CEZALANDIRIR HR ŞEY RESULALLAH'IN (S.A.V.) ıN EHLİ SÜNNET ALEİMLERİ TARAFINDANDA ONAYLANAN HADİSLERİNE DAYANMAKTADIR.
Bu siteyi hazırlama çalışmalarım sürecinde nusayrilikle ilgili yazı bulunduran siteleri değerlendirmek istedim de ama ne bulayım islam alemi işini gücünü bırakmış nusayriler neye inanır nasıl ibadet eder diye araştırıyor normaldir ama hiç kimse bulduğu bilgileri tarafsız veya yorumsuz aktarma edebini sergileyememiş özellikle ALEWİTEN sitesinde nusayrilik hakkında bir araştırma yapan Adana türk ocağı mensubu bir araştırmacı; Nusayri din adamları yazdıkları eserlerde hiç bir şekilde kendi mezhep kaynaklarından faydalanmamışlar sadece ehli sünnet alimlerinin eserlerinden alıntılar yapmakla yetinmişler bu da onların otantik mezhep eserlerinin kendilerinin nezdinde geçersiz ve değersiz görülmesinden kaynaklanmaktadır diye buyurmuş..... Be hey koca adam onca mürekkebi bu saçmalıkları uydurabilmek için mi yaladın... Bilmezmisin ki o saygın din adamları ehli sünnet'ten mütevatir hadisler sunmalarına rağmen sana ve senin gibilere gerçekleri kabul ettiremezken nasıl kendi mezhep eserleri olan ve sadece ehli beyt tabiin ve sevenleri tarafından kaleme alınan eserleri kabul ettirecekler unutma ki o eserleri kendi din mensupları için değil de senin gibilere hakikatı göstermek için telif ediyorlar. Kendi mezheplerinin otantik eserlerine gelince o eserler Adem A.S. döneminden kiyamete kadar geçerli olan ve olmaya devam edecek olan eserlerdir çünkü onlar 12 imamlar tarafından Allah'ın ilhamı ile yazılmışlardır ve bu yüzdendir ki senin gibi, yoldan çıkmışlara okutulmaz ve açıklanmaz.
nusayri'liğin tarihçesi:Onuncu İmam, İmam-u Aliyul Hedi (A.S.)nin vefatından sonra Taki Kayyım Dinin
imamlığını İmam-u Hasan-ul Askeri (A.S.) ustlenir.İmam'a hizmet gorevini de Numeyir kabilesine
mensup olup aslen Basrada ikamet ettiği halde İmam-u Hasan-ul Askerinin yanına Semirra
ya goç eden Ebu Cafer Muhammed Bin Numeyire verir.
İmam-u Hasan-ul Askeri, Taki Kayyim Dininin yaygınlığından ona Ebu Şuayib ismini
takınca, Ebu Şuayib Muhammed Bin Nusayir ismi ile tanınmış olur.
İmam-u Hasan-ul Askeri vefat etmeden önce Taki Kayyim dinini oğreterek yayma
gorevini müridleri arasında en çok saygı duyduğu iman'ından emin olduğu temiz pak yüreği islam ve ehli beyt sevgisi ile dolu hayatı boyunca hiç bir yanlış hareket ve sözüne şahit olmadığı Muhammed Bin Nusayir hazretlerine devreder. 884 yılında vefatindan once Muhammed Bin
Cundebi dini yaymakla gorevlendirir. O da akidenin sırrını Irakin Cenbelan beldesinde
doğmuş olan Elcennen-ul Cenbeleniyul Farisiye oğretir.
Elcennen-ul Cenbelen akide sırrını mustahaklarına öğretmek için, belde seyahatına çıkarak
aslı, soyu, zekası ve itibarı var olanlarla iman yakınlığı sağlayıp Ehl-i Beyt ve Kur'an ilimleri
ile sohbetini kurduktan sonra kişinin sırrı gizli tutacağına emin olunca öğretirdi.
Elcennen-ul Cenbelen'in 8'inci muridi Hüseyin Bin Hamden-ul Hasibi'dir. El hasibi hazretleri 10 yaşında kuran-ı kerim'i ezberlemiş 15 yaşında hacca gitmiştir.
|
|
RESULALLAH'TAN S.A.V. ÖĞÜTLER::: Kim sabahlar da Müslümanların meseleleriyle ilgilenmezse onlardan değildir; kim Ey
Müslümanlar! diye feryat eden birinin sesini duyar da onun yardımına koşmazsa, Müslüman
değildir.......................
Ümmetimin içerisinde bidatler ortaya çıktığında alim ilmini ortaya koymalıdır; kim bunu
yapmazsa Allahın laneti ona olsun..........
Ben ümmetim hakkında ne müminden korkarım ne de müşrikten; müminin önünü imanı alır,
müşriki ise küfrü yok eder. Ben sizler için konuşmasını bilen dilli münafıktan korkarım; sizin
bildiğinizi hoşlandığınızı söyler, ama sevmediğinizi yapar..........................Benim Ehl-i Beytimi kendi aranızda, vücuttaki baş ve baştaki iki göz gibi kabul edin.
(Tabiatıyla) Baş, gözler olmadan yolunu bulamaz.
|
|
|
NUSAYRİLİKTE BAYRAMLAR VE ANLAMLARI:
1. Fıtr (Ramazan) Bayramı,
Allah'ın emriyle ismen tanıtılan mubarek Ramazan ayının orucundan kaynaklanan Ramazan
Bayramı Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Allah emriyle farz buyurduğu oruç vecibesinin yerine
getirilmesinden, Şevval ayının birinci gününde islamiyetin genelinde Allah'a ibadetle anılan gündür.
2. Adhâ (Kurban) Bayramı),
islam aleminin genelinde Kurban Bayramı adıyla Zilhicce'nin 10'unda Hz.
İbrahimul Halil (a.s.) oðlu İsmail'i rüyasında Allah'a (c.c.) adayıp kesiyormuş görüntüsünden,
gerçeğini Mina vadisinde gerçekleştirmesine azim edince, Allah (c.c.) Cebrail (a.s.) vasıtasıyla,
yerine bir koç feda ettiğinden, ayrıca Hac süresinin 36'ıncı ayetinde, hacın kabulü için kurban
kesmek farz kılınmış olduğundan anılan gündür.
3. Gadir bayramı: (18 Zilhicce; Hz. Peygamber'in Hz. Ali'yi imam tayin ettiğine inanılan gün),
Hicri tarihinin 34'ünde Zilhicce'nin 18'inde Hz. Muhammed (s.a.v.) veda haccından döndüğünde,
Gadiri Hum vadisine vardığında Allah'ın (c.c.) Maide süresinin 67'nci ayetindeki tebliğ emriyle Hz.
Muhammed (s.a.v.), Hz. Ali'yi 120 bin hacıya hitaben inananlara veli, vasi, halife olarak tanıtımı ve
onların kabulünden sonra, Maide süresinin 3'ncü ayetinde Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamberliği ve
islam dininin kemali Hz. Ali'nin biatıyla tamam olduğunu kanıtlayan Ğadiri Hum anma günüdür.
4. Mübâhale Bayramı: (21 Zilhicce; Necranlı Hıristiyanlarla Hz. Muhammed arasındaki lânetleşme olayı=Âli İlrân sûresi 61. âyette geçer),
5. Firaş Bayramı: (29 Zilhicce; Hz. Peygamber'in Medine'ye hicret ettiği gece Hz. Ali'nin O'nun yatağında yatması),
Zilhiccenin 29'uncu gecesinde Hz. Muhammed (s.a.v.), Allah'ın (c.c.) emriyle Kureyş
münafıklarının suikastından karunmak için, Nusayri dedeleri olan Medine yerlisi Ansar ve
Hazreciler, Hz. Muhammed'i (s.a.v.) görmeden islam dinine inanmış olarak Medine'ye hicreti için
davet ederler. Hz. Ali nefsini Hz. Muhammed'e feda ederek yataðında yatıp, emanetlerini de teslim
aldıktan sonra, Hz. Muhammed Medine'ye hicret etmesinin anma günüdür
6. Aşûre Bayramı: (10 Muharrem),
Allah (c.c.) Hz. Muhammed'ten (s.a.v.) önce Ramazan ayının orucu emir edilmeden önce
Allah'ın (c.c.) oruc ayı Muharrem idi. Allah'ın (c.c.) tanıtımıyla (Hurum) aylarından biridir. Yani umre
ve ziyaret ayıdır. Ayrıca Allah (c.c.) bu ayda Adem'e (a.s.) Esmeul Husne'yi öğretti ve dünyada tüm
insanların yazıp okuyacakları 8 kelimei 28 harfi Allah'ın (c.c.) sırrına ve 4 kitabın kapsamına haiz
harfleri öğretti. Ayrıca Nuh'un (a.s.) gemiye iman edenlerle binişi, onun da gemiyle Cudi dağı
üzerine inişi, Nuh (a.s.) aşure yapıp gemi halkına ikram edişi, Yine Muharrem'de Yunus (a.s.) Hut
balığı karnına girişi, Hz. Musa (a.s.) kavminden 70 kişinin ölümlerinden sonra dirilmeleri için Allah'a
dua ile talep edince dirilişleri, Yine Muharrem'de Hz. İbrahim Allahından ölünün nasıl dirildiğini
görmek için talep edince, Allah (c.c.) buyurur; "Ya İbrahim dört tane kuş al ve kes, etlerini de
birbirine karıştır ve dört dağ üzerine birer parça koy, dördünün etlerine çağrı ile seslen." Neticede
Hz. İbrahim Allah'ın (c.c.) emriyle kesmiş olduğu kuşların etlerine çağrı ile seslenince, dirilerek
yanına gelirler. Bu kerametler Muharrem'in 10'unda anılmaktadır
7. Nevruz Bayramı
8. Mihrican Bayramları
ve daha Hz. Adem'den peygamber eefendimize kadar ki dönemde zuhur eden peygamberler gösterdikleri mucizeler ve Allah'ın insanları şeytan'ın yolundan kurtarıp hidayete erdirmek için verdiği nimetlerden dolayı insanlık tarihinin ve peygamberlerin mirasçıları olmalarından dolayı bu nimetlere şükür mahiyetinde kutlanan bayramlar kutsal geceler
nusayriler bazı art niyetli sosyal araştırmacıların iddia ettiği gibi kendilerini gizlemek uğruna diğer inanç ve kültürlerden olan insanların bayramlarını ve kutsal günlerini kutlamazlar, ancak nusayriler Allah'ın dünyadaki egemenliğinin tecellisinin sevinç ve mutluluğunu kutlamak için diğer dinlerin gibi görünen ama özde Allah'ın insanlığa bahş ettiği iyiliklerin kutlamalarını yaparlar çünkü nusayrilik her ne kadar 1000 yıllık bir geçmişe sahip gibi görünse de gerçekte bu tarik ilk insan Adem babamızın tarikidir ve bütün peygamberlerin vasileri, ehlibeytleri ve yarenleri ile yaşadıkları ve imanından emin olmadıkları insanlara aktarmadıkları tariktir. bu yanıyla nusayriler bütün peygamberlerin ve dinlerin mirasçısıdırlar. Bu yüzden nusayri alimler gerçek hiristiyanlığı hiristiyanlardan daha iyi, gerçek yahudiliği yahudilerden daha iyi, gerçek müslümanlığı sözde müslümanlardan daha iyi bilirler ama o gerçeklere zarar gelmemesi için yüreklerinde saklarlar
Nusayrilikte Hz. Ali
Nusayriler'in Hz. Ali'ye uluhiyet izafe ettikleri, hatta taptıkları iddia edildiğinden, onların Hz. Ali hakkındaki görüşleri yerine; Hz. Ali'yi anlatan diğer yazar ve sofi'lerden, Hz. Ali'nin bazı hutbelerinden alıntı yapıldı. Böylece belirecek kanaat doğrultusunda isnadın değerlendirilmesi öngörüldü, taktir okuyucuya kaldı:
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ'nin DİLİNDEN:
O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi, safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekânda, zamanda Hakla duran o imamın zati, iç ve dış temizliğiyle vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir.
Beka çevresinde döner dolaşır, yaratıkları yaratanın zati gibi o bakidir. Hakkın yüksek sıfatları Ali'nin vasfıdır. Hakkın sıfatları zaten ayrı değildir. O Tanrının zatine yapışmış o olmuştur. O, haktan hakla görünmüştür.
İbtidasız evvel o idi, sonsuz ahir de o olur. Peygamberlere yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikaten odur. Yüzünün nurlu parıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı. O, hak ileridir; hak ondan görünür. Hatta ki, o hak ile ebedidir.
Ademin toprağı onun nurundan idi. O sebeple meleklerin tacı oldu; Allah'ın isimlerin ondan belirdi. O temiz ve yüce imanı ilmi sayesinde, Adem, her şeyi anladı. O nur tek olan yaradanın nuru olduğu içindir ki, melekût onun huzurunda secde ettiler. Evet, muhakkak ki, Âdem, o imamın nûriyle bütün ilâhi isimleri bildi...
O, şeriatte ilim şehrinin kapısıdır. Hakikatte ise iki cihanın beyidir. İki cihanın sultanı Muhammed, Hakk'a yakınlık gecesinde, Allah'a kavuşmanın harem yerinde onun sırrını gördü. Ali'nin nutkunu, Ali'den dinledi. Ali ile birleşilen o yerde Ali'den başka bulunmaz.
İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrensin de, yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, Hakkı ile yüce olan O'dur.
HZ. ALİ'nin dilinden HZ. ALİ:
Benim o nur ki, Musa ondan iktibas eyledi; benim Sur'un sahibi; benim her mezarlarda yatanları kabirlerinden çıkaran; benim kıyamet günündeki dirilişin sahibi; benim Nuh'un kurtarıcısı ve sahibi olan; benim Musa'ya konuşanın sırrı; benim gayb aleminde ruhlara konuşan; benim daim ve baki olan emir; benim hakkın velisi olan.
Benimdir tüm yaratılanlar; benim sözümü değiştirmeyen ve yaratılmışların hesabı ona dönecek olan; benim tüm yaratılmışların emri olan aktarılan; benim yaratan Allah'ın halifesi; benim beldelerine Allah'ın sırrı ve kulları üzerine hucceti olan; benim Allah'ın emri.
Benim, Allah tarafından ona itaat vacip kılınan; benim hayatta baki olup ölmeyen ve ölsem de hiçbir zaman ölü olmayan; benim saklı kalan İlah'ın sırrı; benim olan ve olacak her şeyden haberdar olan; benim iman edenlerin namazı ve orucu; benim iftihar ve menakıb konularının sahibi; benim yıldızların sahibi olan; benim, Allah'ın ağrı veren azabı; benim ilk kuvvetli zalimleri helak eden; benim devletleri var edip yok eden; benim şiddetli yer sarsıntılarının ve musibetlerin sahibi olan.
Benim güneş tutulmasının ve yere çöküşün sahibi; benim Fravn'ların kanını bu kılıcım ile yere akıtan; Kalu bela da Allah'ın onun itaatini emretmiş olduğu kişi benim, zuhur ettiğimde beni inkar ettiler ve şanı yüce olan Allah bu durum hakkında şöyle buyurdu: O geldiğinde, onu tanımadılar ve bu inkarları ile küfre saptılar (ayet); benim nurların nuru; benim arşı temiz olanlar ile taşıyan; benim önceki kitapların sahibi: Benim, Allah'ın kapısı, kim bunu inkar ederse o kapıdan cennete giremeyecektir; benim meleklerin yatağına izdiham ettiği; benim yeryüzünün tüm kısımlarında tanınan kişi; benim güneşin onun için iki kere geri döndüğü.
Benim cennetin ve cehennemin anahtarları elinde olan; benim Resulallah (S.M) ile yer ve gökte beraber olan; benim hiçbir ruh daha harekete geçmeden ve hiçbir nefs nefes almadan önce tesbih eden; benim ilk asırların sahibi; benim susan, natık olan ise Muhammed'dir; Musa'yı denizden geçirip, Firavn'u askeri ile denizde boğan; benim hayvanların fısıltısını ve kuşların dilini bilen; benim yedi gök tabakasını ve iki yer tabakasını, bir gözün açılıp kapanması zarfında dolaşan; benim İsa'nın dili ile onun yerine beşikte konuşan.
Benim arkamda İsa namaz kılacak; benim Sur içinde Allah'ın istediği şekilde hareket eden; benim hidayet yolunun çerağı; benim takvanın anahtarı; benim son ve başlangıç, benim kulların amellerini gören; benim alemlerin Rabbinin emri ile yerlerin ve göklerin bekçisi olan.
Benim hak ile hükmeden; benim dinin diyanetçisi olan; ben o kişiyim ki ancak vilayetime bağlı olanların amelleri kabul edilerek ve benim sevgim ile başlanan işler ancak kabul edilecek; benim felekin gidişatından haberdar olan; benim Mikail'in (a.s) indirdiği yağmur tanelerinin ve savurduğu tozun Allah'ın izni ile sahib olan; benim iki kere öldürüp iki kere ihya eden; benim her istediği şekilde zuhur eden; benim yaratılanların sayısının ne kadar çok olsalar da ihsan eden; benim ne kadar çok olsalarda hesaplarını veren.
Benim o kişi ki, nezdinde peygamberlere indirilen kitaplardan bin tanesi var olan; ben o kişiyim ki vilayetimi bin tane ümmet inkar etti ve hepsi ve hayvana döndürüldü; benim ilk zamanda zikredilen ve son zamanda zuhur edecek olan; benim, zalim ve gaddarları yerlerinden çıkarıp son zamanda onlarla hesaplaşacak olan; benim Ya'us, Ya'uk ve Nusr'a şiddetli bir azap ile ceza verecek olan (bu üç isim cahilliye devrinde putların adlarıdır. İmam hazretleri kendi devrinde yaşamış olan üç muhalifinin adlarına rumuz olarak kullanmıştır).
Benim her lisan ile konuşan; benim doğularda ve batılarda tüm yaratıkların amellerine müşahid olan; benim Muhammed olan ve Muhammed'dir ben olan; ben o manayım ki, ona ne bir isim ne de bir şüphe düşer; benim kurtuluş kapısı ve benim "La lavla vela kuvvata illa billahi'l-Aliy'ul-azim" olan!!!"
Nusayrilikle ilgili yazılan yazılarda her zaman rastladığımız ortak görüş şemsi ve kameri diye iki kesimin olduğu ve bunlardan kamerilerin Allah'ın ay'da şemsilerin ise Allah'ın güneşte oturduğuna inandıkları iddia edilir. Ama gerçeği öğrenmek isteyen insan nusayrilerin sesine kulak verirse gerçeği bulur. Nusayrilere göre Allah vahid ahad'tır yaratılmamıştır hiç bir şeye benzemez hiç bir şey o'na benzemez madde değildir madde!ye haşr olunmaz onun ne olduğunu sadece kendisi bilir insan Aklı o'nu anlamaktan ve kavramaktan acizdir, ve Allah kendi yarattığı yaratıklara muhtaç değildir hiç bir madde ona mekan olamaz zaten onun mekanı da yoktur mekan insan aklının acizliğinin kanıtıdır,Ay ve güneş mahlukat olduğundan hiç bir şekilde o'na mekan olamazlar onlar sadece yaratıktırlar ve insanlara Allah'ın varlığının ve Azamet'inin kudretini anlatmak için örnek olarak değerlendirirler Allah ne Ay'a ne de Güneş'e muhtaç değildir canlılara nimet olarak yaratmıştır Nusayriler de bu nimetler için Allah'a şükrederler Ay ve Güneş'e nimet olmalarından dolayı önem verir ve kutsarlar ki bu görüş bütün ilahi dinlerde ortaktır ve mevcuttur, bundan başka Nusayriler ne Ay ne de Güneş'e farklı bir kutsallık atfetmezler..
|
|